MENÜ
İstanbul 22°
Haber Air
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
CÜNEYT ARKIN HAYATINI KAYBETTİ
Türkiye'den
28 Haziran 2022 Salı 09:34

CÜNEYT ARKIN HAYATINI KAYBETTİ

Son dakika! Türk sinemasının efsane ismi Cüneyt Arkın, 85 yaşında hayatını kaybetti.

Dün gece rahatsızlanarak İstanbul Beşiktaş’ta özel bir hastanede tedavi altına alınan Cüneyt Arkın bu sabah yaşamını yitirdi. Türk sinemasına damga vuran ve yüzlerce filmde rol alan Cüneyt Arkın’ın çok sayıda ödülü bulunuyordu. Arkın’a son olarak 2021’de Türkiye Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü verilmişti.

ASIL ADI FAHRETTİN CÜREKLİBATIR

Cüneyt Arkın gerçek adıyla Fahrettin Cüreklibatır, 8 Eylül 1937’de Eskişehir’de doğdu. Sinemada canlandırdığı ‘Malkoçoğlu’ karakteri kendisine lakap olarak atfedildi. Babası Kurtuluş Savaşı’na katılmış Hacı Yakup Cüreklibatur’dur. Lise öğrenimini Eskişehir Atatürk Lisesi’nde gördü, 1961 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Memleketi Eskişehir’de, yedek subay olarak askerliğini yaparken, Göksel Arsoy’un başrol oynadığı Şafak Bekçileri (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ’in dikkatini çekti. Askerliğini bitirdikten sonra Adana ve civarında doktorluk yaptı.1963 yılında Artist dergisinin yarışmasında birinci oldu. Bir süre iş arayan Cüneyt Arkın, 1963’te Halit Refiğ’in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı ve 2 yıl içinde en az 30 film çevirdi.

1964 yılında oynadığı Gurbet Kuşları filminin finalindeki kavga sahnesi, Arkın’ın kariyerinde bir kırılma noktası oldu. Bir süre daha duygusal-romantik jön karakterlerini canlandırdıktan sonra yine Halit Refiğ’in önerisiyle aksiyon filmlerine yöneldi. Bu dönemde İstanbul’a gelen Medrano Sirki’nde altı ay süreyle akrobasi eğitimi aldı. Burada öğrendiklerini Malkoçoğlu ve Battalgazi serilerinde beyaz perdeye aktararak, Türk sinemasına daha önce hiç örneği olmayan bir tarz getirdi.

Kısa sürede avantür filmlerin en aranan oyuncusu haline geldi. Romantik jön filmlerle başladığı sinema yaşantısını hareketli filmlerle sürdürse de hemen her karakter role de can verdi. Kariyeri boyunca westernden komediye, macera filmlerinden toplumsal filmlere değişik türlerde filmler çekti. Özellikle Maden (1978) ve Vatandaş Rıza (1979) filmleri, Cüneyt Arkın’ın kariyerinde özel bir yer kaplar.

12 Mart dönemi sırasında, 4. Altın Koza Film Festivali’nde (1972) jürinin ilk oylamasında Yılmaz Güney’i Baba filmindeki rolüyle en iyi erkek oyuncu seçilmesine rağmen daha sonra siyasi baskılarla Yılmaz Güney’in yerine, ilk oylamada Yaralı Kurt filmindeki performansıyla ikinci olan Cüneyt Arkın’ı en iyi erkek oyuncu seçti. Bu karara tepki gösteren Arkın ödülü reddetti.

Cüneyt Arkın sinemasına ayrı bir renk getiren, yönetmenliğini Çetin İnanç'ın yaptığı 1982 tarihli Dünyayı Kurtaran Adam zamanla bir kült film haline geldi. 1980'li yıllarda Ölüm Savaşçısı, Kavga, Sürgündeki Adam ve İki Başlı Dev gibi aksiyon filmlerinden sonra, 1990'lı yıllarda da polisiye dizilere yöneldi.

Cüneyt Arkın, at binmede ve karatede uzman sporcu unvanına sahiptir. Oyunculuğun yanı sıra televizyon izlenceleri sunmuş ve kısa bir süre gazetelerde sağlıkla ilgili köşe yazarlığı da yaptı.

Askerlik bitince, 1964’te Halit Refiğ’in “Gurbet kuşları” filmiyle sinemaya adım attı.

1964’te Tıp Fakültesi’nde tanıştığı Güler Mocan ile evlendi, 1966’da kızları Filiz canlı dünyaya geldi.

Yeşilçam’ın dört yapraklı yoncasıyla Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik ve Filiz Akın ile onlarca filmde rol aldı.

Romantik filmlerle tanındı ancak asıl ününe Malkoçoğlu filmiyle ulaştı. Malkoçoğlu bir seriye, Arkın da aksiyon filmlerinin bir numaralı aktörüne dönüştü. Dublör kullanmayı seyirciyi kandırmak olarak görüyordu bu nedenle filmlerinde dublör kullanmadı, hayatını hiçe saydı. Onlarca adamı yıktığı dövüş sahneleri izleyicilerin akıllarına kazındı.

“BAŞUCUMDAKİ EKMEĞE BAKARAK UYURDUM”

Usta oyuncu Cüneyt Arkın, bir sosyal medya paylaşımında öğrencilik yıllarını şöyle anlatmıştı:

* İstanbul’da Tıp Fakültesi’nde okurken ilk iki yılımı Sirkeci’de bir otel odasını iki inşaat işçisiyle paylaşarak geçirdim. Ders zamanı okula gider, kalan zamanda da onlarla inşaatlarda çalışırdım. Bir yanda anatomi dersi, öte yanda inşaat işçiliği…

* Stajımı yaptıktan sonra az çok hasta tedavi edebilir duruma geldiğimde hocam Cihan Abaoğlu beni evlere hasta bakıcı olarak göndermeye başladı. Hastanın başında 24 saat bekleyip, acil durumda müdahale etmekti görevim. Fakat tabii yeri geldiğinde adamı tıraş da ediyordum, altını da temizliyordum.

* Ayda burs parası olarak 60 lira alırdım. Hasta bakıcı olarak bir eve gittiğim zaman ise günde 15 lira kazanıyordum ama ev sahiplerinin artık yemeklerini önüme koymaları çok ağrıma giderdi. İlk paramı aldığımda fırına koşup, paranın hepsiyle ekmek aldım. Çiğnemeden yuttum, patlayana kadar yedim. Sonunda da kustum.

* Ekmekleri görünce açlık korkumu yeniyor, huzur buluyordum. Yıllar sonra bile kaldığım otel odalarında baş ucumdaki komodinin üzerine bir somun ekmek koyar ancak ona bakarak uyuyabiliyordum.

EN BÜYÜK KORKUSU…

Cüneyt Arkın, en büyük korkusunu ise şu sözlerle ifade etmişti: “Hiçbir şeyden korkmadığım kadar eşimi kaybetmekten korkuyorum.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Haber Air